Otizm Nedir?

 

Otizm, kelime anlamı olarak “kendine dönük” demektir.

Otistik bozukluk, yaygın gelişimsel bozukluk, atipik otizm, Asperger sendromu gibi isimlendirmeleri olan hastalık grubu otizm spektrum bozuklarını oluşturur.

Otizmde sosyal ilişkide yetersizlik, iletişimde (sözel ya da sözel olmayan) eksiklik, tekrarlayıcı davranış ve ilgilerin olmasıyla karakterize bir bozukluktur.

Otizmin belirtileri nelerdir?

Otizm erken çocukluk çağındaki önemli nöropsikiyatrik hastalıklardan birisidir.

Belirtiler yaşamın ilk 3 yılında görülmeye başlar. Genel olarak dil gelişiminde gecikme ve tekrarlayıcı davranışlarla seyreder. Duygusal-sosyal gelişme problemleri sıklıkla ilk iki yılda görülmeye başlar, tekrarlayıcı davranışlar ise 18 aylıktan sonra ortaya çıkar. Aşağıda otistik bozukluk tanısı için belirtiler sayılmaktadır.

Otizm demek için bu belirtilerin tümünün olması gerekmez.

Dil gelişimi ile ilgili belirtiler:

  1. Çoğunlukla konuşma gecikmesi (1 yaşında tek kelimeler, 2 yaşında 2 kelimelik cümlelerin oluşmaması) ya da hiç konuşmama en sık başvuru nedenidir.
  2. Ses tonları genelde monotondur, “robot” ya da mekanik ses tonu ile konuşabilirler, ses tonlarını ayarlamada problemleri olabilir.
  3. Kendilerinden “ben” yerine “o” veya kendi ismiyle söz edebilirler. Örneğin “ben süt içmek istiyorum” yerine “o süt içmek istiyor” gibi.
  4. Konuşmaları papağan gibi tekrarlayabilirler ya da bir cümleyi saatlerce aynı şekilde söyleyebilirler.
  5. Müziğe karşı çok ilgili olabilirler. Şarkı sözlerini ezberleyebilirler, ancak konuşma dilini kullanmakta zorlanırlar.
  6. Çoğunlukla konuşmayı kendiliğinden başlatma ve sürdürmede zorlanırlar.
  7. Konuşan otizmli çocuklar bile, daha çok ihtiyaçlarını ifade etmek için konuşurlar. Bu çocuklarda ilgilendikleri konularla ilgili tekrarlayıcı konuşmalar görülebilir. Karşılıklı sohbet, uzun süre iletişimi devam ettirmek, karşı tarafın görüşlerini merak etmek pek görülmemektedir.

Genelde otizm spektrumundaki vakaların %60-70’ı konuşma dilinden yoksundur, olguların %30-40’ında konuşma gelişir.

Duygusal ve sosyal gelişim ile ilgili belirtiler:

  1. Çoğu ilk bebeklik döneminden itibaren göz göze bakmaktan kaçınır ya da hiç göz kontağı kurmaz.
  2. Genelde ilk bebeklik dönemlerinden itibaren normal çocuklarda görülen gülümsemeye karşılık verme bu çocuklarda görülmez veya seyrektir. Bazen anlamsız gülümsemeleri olabilir.
  3. İlgi duyduğu bir nesneyi gösterirken annenin yüzüne bakmaksızın gösterirler.
  4. Genellikle 7-8 ay civarlarında “ce-e” oyununa tepki vermezler.
  5. Genellikle 1 yaş civarında “bay-bay” yapmayı öğrenemezler ya da farklı biçimde ve çok daha geç taklit ederler.
  6. Donuk yüz ifadeleri vardır.
  7. Kucağa alınmaktan, dokunulmaktan pek hoşlanmazlar.
  8. Seslenildiğinde bakmazlar (çoğu zaman aileler duymadıklarını düşünerek doktora götürebilirler), özellikle insan sesine ilgileri zayıftır.
  9. Çevrede olup bitenlere karşı ilgisizdirler.
  10. Yaşıtlarına ilgi göstermezler, onlarla oynamak yerine yalnız başlarına olmayı tercih ederler.
  11. İnsanları bir “eşya” gibi kullanabilirler. Örneğin istedikleri şeyleri annelerinin elini tutarak işaret ederler ve istediği verildikten sonra da yanlarında kimse yokmuş gibi davranırlar.
  12. Hep aynı şekilde ve hep aynı tür oyuncaklarla oynamak isteyebilirler.
  13. Oyunları genellikle tek düze ve tekrarlayıcıdır.
  14. Bazen diğer çocukları ilgi gösterdiği oyuncaklara hiç ilgi göstermezler. Bunlar yerine örneğin, tencere tava gibi ses çıkaran eşyalara ya da küçük yaşlardan itibaren gazete ve kitaplara ilgi gösterirler.
  15. Evlilik, hırsız-polis gibi taklide dayalı oyunları çoğunlukla oynayamazlar.

Kısıtlı ilgi alanı ve tekrarlayıcı davranışlarla ilgili belirtiler:

  1. Değişikliklerden hoşlanmazlar. Örneğin yeni giysi alınınca veya oda düzeni bozulunca aşırı tepki verebilirler.
  2. Bazı tekrarlayıcı davranışları olabilir. Örneğin parmak ucunda yürüme, kanat çırpma gibi el hareketleri olabilir.
  3. Bazen okula gitmeden televizyondaki ya da gazetelerdeki markaları (araba markası, cep telefonu markası gibi) öğrenebilirler.
  4. Uzun süre dönen eşyaları izleyebilirler.
  5. Bazı eşyalara aşırı tutkun olabilirler. Örneğin elektrik kabloları, boş şişeler gibi anlamı olmayan nesnelere olabilir.
  6. Bazı eşyaları tatma ve koklama yoluyla tanımayı seçebilirler. Her türlü şeyi koklayabilirler ve ağızlarına götürebilirler.
  7. Pek çoğunda duyusal aşırı duyarlılık olabilir. Kimsenin almadığı kokuları alma, normal gürültüden rahatsız olma, elleriyle kulaklarını kapatma görülebilir.

Özet olarak:

*1-2 aylık bebek göz göze bakmıyorsa

*Annenin güldürmesine tepki vermiyorsa

*6 aylıkken annenin gösterdiğine bakmıyorsa

*Seslenince tepkisi yoksa

*1 yaşına geldiğinde anlamlı tek kelimesi yoksa

*Bay-bay yapmayı öğrenemediyse

*Ce-e oyununa tepkisi yoksa ve çevresindeki insanlara ilgi göstermiyorsa,

Aile otizmden şüphelenmeli ve zaman kaybetmeden çocuk psikiyatrisi uzmanına başvurmalıdırlar.

 

Otizmin sebebi nedir?

Sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte daha çok genetik nedenli yapısal bir beyin hastalığı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca annenin gebeliği sırasında kullandığı ilaçlar, radyasyon, doğum travmaları, prematüre doğma, ensefalit denen beyin iltihabı gibi bazı durumlarda ve ileri baba yaşında otizm gelişme riski artar.

Bir çocuğunda otizm olan ailenin diğer çocuğunda otizm spektrum bozukluğu görülme oranı %4-10 arasındadır, yani risk artmıştır.

Otizmin sıklığı nedir?

Türkiye’de sıklık bilinmemekle birlikte yaklaşık 750 bin otizmli birey olduğu düşünülmektedir. Yurtdışı verilerine göre 68 çocuktan 1’i otizmlidir. Erkeklerde kızlara göre daha sık görülmektedir.

Doğumdan önce otizm tanısı konulabilir mi?

Şu anki yöntemlerle otizmin doğum öncesi testi bulunmamaktadır.

Otizmin tedavisi var mıdır?

Otizmdeki temel belirtilere yönelik özel ilaç veya aşı yoktur.

İlaç tedavisi çoğunlukla eşlik eden hırçınlık, aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı, depresyon ve yoğun takıntılar ve tekrarlayıcı hareketleri için kullanılmaktadır.

En önemli tedavi yaklaşımı eğitimdir.

Erken yaşta tanı konulup eğitime yönlendirilmesi, beyin gelişiminin hızlı olduğu dönemlerde yapılması önemlidir.

Eğitim; çocuğun dil gelişimini kazanması, sosyal gelişimi, kendine bakım becerilerini kazanması ve yaşıtlarıyla birlikte okula devam edebilmesi için gereklidir.

Erken ve yoğun eğitsel program ve ailenin bu sürece katılımı çok önemlidir. Yurtdışında haftalık 40 saati bulan bu eğitim ülkemiz koşullarında sağlanamamakta olup, aileye evde de eğitsel tedaviyi sürdürmede büyük görevler düşmektedir.

Ne kadar düzelir?

Eskiden 100 otizmli çocuğun yalnız 30’unun bağımsız yaşam sürdürebildikleri ve ömür boyu bu tanı ile devam ettikleri söylenirken yeni araştırmalarla otizmli çocukların yaklaşık %25’inin düzeldikleri ve tanı almadıkları gösterilmiştir.

Zeka seviyesinin geri olmaması, erken tanı alması, erken yaşta yoğun eğitim programına devam etmesi, dil gelişiminin erken yaşta sağlanmış olması, ek psikiyatrik ve nörolojik hastalıklarının olmaması otizmin düzelmesi için olumlu özelliklerdir.

 

Otizmi kimler tedavi eder?

Çocuk ve ergen psikiyatristleri: Otizm tanısı koyma ve tedavi planını oluşturma ve izlemede çocuk psikiyatristleri sorumludur. Otizmi olan çocuklardaki ek tıbbi hastalıklarda gerekli yönlendirmeleri yapar. Otizmde ek davranışsal ve duygusal sorunlar (örneğin hırçınlık, uykusuzluk gibi) olduğunda tetkik ve tedaviyi yapar.

Eğitim programına devam eden her çocuk 2-3 ayda bir çocuk psikiyatri tarafından değerlendirilmelidir. Bu hem özel eğitim programının nasıl gittiği, nereye yönlenmesinin gerektiğinin tespiti hem de eklenen hastalıkların belirlenmesi için gereklidir. Çünkü eklenen dikkatsizlik veya aşırı hareketlilik eğitim programını da olumsuz etkiler.

Çocuk doktorları (pediatristler): Aileler şüphelenip çocuk doktoruna gidebilirler, çocuk doktorlarının çocuk psikiyatrisine tanı için yönlendirmeleri gerekir. Ek tıbbi hastalıkların tedavisinde yardımcı olurlar.

Çocuk nörologları: Eşlik edebilecek epilepsi (sara nöbeti) veya diğer beyin hastalıklarının belirlenmesi ve tedavisinde görev alırlar.

Psikologlar: Çocuk psikiyatristi tarafından tanı konulan çocukların gelişim ve zeka düzeylerini belirlemeye yardımcı testleri yaparlar. Eğer otizmde eğitim verme konusunda bir eğitimden geçmişlerse özel eğitim programı verebilirler.

Özel eğitimciler: Çocuk psikiyatristi tarafından tanı konulan çocuklara eğitsel programı başlatma ve yürütmeden sorumludurlar. Aileyi de bu eğitim programına katmaları ve eğitmeleri gerekir. Her anne baba aslında bir çeşit yardımcı özel eğitimcidir.

Konuşma terapistleri: Konuşma terapisi eğitimi almış olan meslek grubudur ve otizmli çocuğun eğitimin yanında konuşma tedavisi alması da gereklidir.

 

Otizm Tanı ve Tedavisini Geciktiren Yanlış İnanışlar:

“4-5 yaşına kadar bekleyelim konuşmazsa doktora gidelim.”

“Doktor tanı koyamadı, şüphelendi, özel eğitime başlamayalım.”

“Çocuk aslında çok zeki, konuşmadan okumayı söktü, cep telefonunu bizden iyi biliyor.”

“Bizim ailede konuşma gecikmesi ırsidir.”

“Erkek çocukları zaten geç konuşur.”

“Evde açık aslında, dışarıda kapalı bir çocuk. Çok çekingen olduğu için iletişim kurmuyor.”

“Komşunun oğlu otistik, bizim çocuk ona benzemiyor.”

“Ağır metal temizlemesi ile düzelir. Otizm diyeti uygularsan düzelir.”

Artık biliyoruz ki…

Otizm tanısını çocuk psikiyatristleri koyar ve aileye gerekli yönlendirmeyi yaparlar.

Ne kadar erken tanı konulup tedaviye başlanırsa gidişat o kadar iyi olur.

Otizm spektrum bozukluğu ismi aynı olsa bile her çocukta farklı belirtilerle görülebilir, her çocuğun klinik görünümü, tedavisi ve ilerleyişi aynı olmaz.

Yorucu ve uzun süreli eğitim programlarına ailelerin devam etmesi bazen zor olup, hızlı iyileşme vaat eden alternatif tedavi yöntemlerine (örneğin hiperbarik oksijen, yunus terapisi, nörofeedback, özel diyetler, yurtdışından getirtilen özel takviye ilaçlar) yönelebiliyorlar. Bu yöntemlerin etkinliği ispatlanmamıştır. Bazıları da aileleri hem maddi hem de manevi zarara sokmaktadırlar.

Etkili tedavi yöntemi otizme yönelik özel eğitimdir. Ek olarak spor ve uğraşı terapisi de faydalıdır.

 

Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir