Alzheimer

Alzheimer

Nöroloji

Alzheimer Hastalığı demansın (bunamanın) en sık nedeni olup geri dönüşü olmayan ilerleyici bir hastalıktır.

Alzheimer Hastalığı demansın (bunamanın) en sık nedeni olup geri dönüşü olmayan ilerleyici bir hastalıktır.

Hastalık şikayetler ortaya çıkmadan yıllarca önce sinsi bir şekilde başlar. Öncelikle bellek ile alanlardan başlayarak tüm beyin kabuğuna doğru ilerleyen, beyin hücrelerindeki kayıp hastalığın nedenidir.

Zaman içinde hastaların başta bellek olmak üzere, mantıklı düşünme, muhakeme, öğrenme ve iletişim kurabilme yetenekleri, günlük yaşam aktiviteleri bozulur. Davranış değişiklikleri ve diğer psikolojik sorunlar da sıklıkla eklenir.

Normal yaşlanmanın etkileri ile Alzheimer Hastalığının başlangıcı arasındaki sınır net değildir.  Demansa doğru ilerleyen klinikte ara dönemdir.

“Hafif Kognitif Bozuklukta” bellekte hafif etkilenme olmakla birlikte henüz iç görü, muhakeme etme ve günlük yaşam aktiviteleri normaldir. Mesleki aktiviteleri çok hafif etkilenmiş olabilir. Bu olguların daha sonraki yıllarda Alzheimer Hastalığına dönüşebileceği düşünülmektedir. Bu aşamada en önemli bulgu unutkanlıktır.

Yaş: Alzheimer hastalarının toplam sayısı ve yeni tanı alanların sıklığı yaşla birlikte belirgin artış göstermektedir. Toplumda altmış beş yaş üzerindeki kişilerdeki Alzheimer görülme sıklığı %10 civarındadır. Seksen beş yaş üzerindekilerde %45’e ulaşmaktadır. İstanbul’un Kadıköy ilçesinde gerçekleştirilen Türkiye Alzhemier Hastalığı Prevalansı Çalışması’nda 70 yaş üzerindekiler arasında AH prevalansının %11 olduğu saptanmıştır.

Cinsiyet: Yapılan çalışmalarda kadınların erkeklere oranla Alzheimer hastalığına yakalanma sıklığı daha fazla bulunmaktadır. Bu kadınların yaşam sürelerinin erkeklere oranla daha uzun olmasıyla ilişkilendirilmektedir.

Eğitim: Yüksek eğitim düzeyinin Alzheimer hastalığına karşı koruyucu olabileceği yönünde görüşler bildirilmektedir. Düşük eğitim düzeyinde hastalığın sıklığı artmaktadır.

Kafa Travması: Ciddi kafa darbelerinin hastalık için risk faktörü olabileceği düşünülmektedir.

Diğer risk faktörleri: Kan basıncı, kan yağları yüksekliği, şeker hastalığı gibi atherosklerotik (damar sertliği) risk faktörlerinin Alzheimer Hastalığını riskini artırabileceği düşünülmektedir. Depresyonun da olumsuz etkileri bildirilmektedir. Bunların dışında araştırılan pek çok risk faktörü mevcuttur.

Alzheimer hastalığı ilerleyici özellikte bir hastalıktır. Hastalığın ortalama süresi yaklaşık olarak 8 yıldır.  Ancak bu süre hastalığın başlangıç yaşına, ek sağlık sorunlarının olup olmamasına, kültürel-sosyal ve genetik özelliklere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

Alzheimer hastalığı ilerleyicidir. Hastalık bibolojik olarak beyinde başladığında yıllarca hiçbir belirti oluşmaz. İlk belirti kişinin eşyaların yerlerini unutması, isim hatırlayamamadır. Bu dönemde işini ve sosyal hayatını sorunsuz götürebilir ancak kişi unutkanlığından dolayı endişe yaşar.

Bir sonraki dönemde kişinin yakın çevresi unutkanlığın ve düşük performansın farkındadır, yeni bilgiler edinme zorlanmaya başlamıştır ancak günlük yaşam aktivitelerinde sorun yoktur.

Hastalık orta seviyeye geldiğinde kişi artık güncel olayaları takip edemez, kedisi ile ilgili bilgileri hatırlayamaz, mali işleri yönetemez, duyguları donuklaşır, unutkanlığını inkar eder.

Bir sonraki dönemde hasta yardımsız yaşayamaz. Kendisi ve aileye ait bilgileri hatırlayamaz, içinde bulunduğu zamanın ve mekanın farkında değildir, kişisel bakımlarında yardıma ihtiyaçları vardır.

Hastalık ilerledikçe öfke, hırçınlık, şiddet, kızgınlık, suçlama, hayal görme, şiddet içerikli davranışlar ortaya çıkar. Tuvaletini altına kaçırma olabilir.

Son dönemde ise beslenme, yürüme söz konusu olmaz, yatağa bağımlıdır.

Yapılan çalışmalarda, eğitim ve sosyal bir hayatın Alzheimer riskini azalttığı göstermiştir. Aynı zamanda düzenli yapılan spor (örneğin yürüyüş), kahve ve kakao tüketimi, Akdeniz diyetinin Alzheimer hastalığına karşı koruyucu olduğu bilinmektedir.

Alzheimer, iyi yapılanmış bir zihnin kaybıdır. Yani tanı, öncesinde iyi fonksiyon gören bir zihnindeki bozukluğun hekime aktarılması ile araştırılmaya başlanır. Tanıda tek bir yöntem yoktur. En değerli tanı aracı belirtilerin doğru aktarılmasıdır.

Tanı süreci şu adımları kapsar:

  1. Öykü, Kişinin şikayetleri, hasta yakınlarının gözlemleri ve günlük yaşam becerileri hakkında bilgi alınması
  2. Nörolojik muayene
  3. Zihinsel durum değerlendirme testleri, bellek, mantık yürütme yeteneği, muhakeme, problem çözme, dil yeteneklerinin değerlendirilmesini sağlayan bir dizi testi içermektedir.
  4. Psikiyatrik değerlendirme, kişinin depresyonu, genel bir davranış, duyu ve algı bozukluğu olup olmadığı araştırılır. Hastalığın seyri sırasında zihinsel bozukluğun yanı sıra hastayı ve yakınlarını zor durumda bırakan, bazen baş edilmesi güç olan psikiyatrik bulgulara sık rastlanmaktadır. Bunlar; saldırganlık, öfke veya sinirlilik, kaygı veya moral bozukluğu, lakaytlık, takıntılı inançlar, şüphecilik, hayal görme veya yanlış algılamalar, eşyaları saklama, huzursuzluk ve amaçsız dolaşma, uyku bozukluğu, inatçılık, işbirliği yapmama gibi davranış ve duygulanım değişikliklerini içermektedir.
  5. Beyin görüntüleme,  Beyin tomografisi veya MRG (manyetik rezonans görüntüleme) tanıyı desteklemek açısından önem taşımaktadır. Yeni gelişen fonksiyonel ve PET görüntülemeler ile tanının daha erken konması günümüzün en önemli araştırma konularındandır.