TMS

Transkraniyal manyetik stimulasyon yani kisa adiyla TMS, manyetik uyarım üreten bir cihaz aracılığıyla beyin uyarımı yaparak duygu durumu ( depresyon, distimi vb) düzelten bir tedavi şeklidir. TMS, özellikle uygun süre ve dozda düzenlenmiş bir antidepresan tedaviden yeterli sonucu alamamış veya ilaç yan etkilerine karşı aşırı duyarlılığı olan ya da ilaç kullanmayı istemeyen hastalar için iyi bir seçenektir.

TMS, duygu durum düzenlenmesi ile ilgili beyin bölgesi olan pre-frontal korteksi ,manyetik alan etkisi yaratarak, uyarmak suretiyle etkisini gösterir. Uygulama yapılan kişinin kafasının ön tarafına yaklaştırılan masa tenisi raketi büyüklüğünde sabitlenmiş bir uyaran, kafaya temas etmeden , bu bölgede buluna beyin hücrelerini 2-3 cm derinliğindeki beyin alanınında elektriksel aktivite artışı yaparak antidepresan etkinlik sağlar. Ayrıca Parkinson, kulak çınlaması, felç (stroke) ve migren gibi rahatsızlıklarda etkisine dair kanıtlar giderek artmakta ve nörolojik tedavi amaçlı kullanımı da sıklaşmaktadır.

TMS uygulamaları sırasında ağrı ortaya çıkmadığından anestezi uygulamaya veya hastayı uyutmaya gerek olmaz. Prosedür yaklaşık yarım saat sürer, bu sırada hasta uyanık ve konforlu bir durumda tutulur. Uygulamada bir ilaç gerekmediğinden hasta tedavi bitiminde hemen günlük rutin hayatına dönebilir. Herhangi bir unutkanlık veya hafıza bozulması veya ağrı gözlenmez. TMS çok güvenli bir tedavidir, sadece epilepsi hastalarına uygulanması önerilmemektedir.

Tedavi için uygun bulunan hastalar 2 ila 6 haftalık bir süre içinde toplam 20 ila 30 seans arasında uygulamaya girerler. Genel yaklaşım minimum 15 seans uygulanmasıdır. 15 seans uygulamanın ardından, psikiyatrist, hastayı değerlendirip depresyon şiddetindeki azalmaya göre tedaviyi sonlandırabilir veya bir kür daha uygulama yapılmasını isteyebilir.

  • Anksiyete Bozuklukları,
  • Şizofrenide İşitsel Varsanılar,
  • Obsesif-Kompulsif Bozukluk (kompulsif davranışlara yönelik),
  • Bağımlılık (Kokain bağımlılığında),
  • Kulak Çınlaması (tinnitus) gibi alanlarda da uygulanabilmektedir,
  • Depresyon,
  • Gebelik ve lohusalık dönemi gibi ilaç kullanımının kısıtlı olduğu dönemler,
  • Tedaviye dirençli olgularda psikofarmakolojik tedaviye ek olarak girişimsel tedaviler öncesinde.