Panik Atak

Hastalık  ortalama 25 yaş civarında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre  2-3 kat fazla görülür.

Aniden başlayan, hızla şiddetlenen, çoğu zaman şiddetli bir tehlike hissi veya sonunun geldiği düşüncesinin eşlik ettiği yoğun korku (ölmekten, aklını kaybetmekten vb.), endişe ve sıkıntı duyma durumu panik ataktır. Bu yoğun kaygı nöbeti birkaç dakika ile birkaç saat arası sürebilir, belli bir başlangıcı ve sonu vardır. Genellikle 10 dakika gibi bir sürede yoğunlaşarak doruk noktada sıkıntı verir sonra da genellikle yavaş yavaş azalır.

  1. Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artış olması
  2. Terleme
  3. Titreme ya da sarsılma
  4. Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
  5. Soluğun kesilmesi
  6. Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
  7. Bulantı, karın ağrısı veya geğirti
  8. Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
  9. Derealizasyon (gerçekdışılık duyguları) ya da depersonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)
  10. Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkuları
  11. Ölüm korkusu
  12. Paresteziler (uyuşma ya da karıncalanma duyumları)
  13. Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları

Panik atak belirtilerinin en az 4 tanesi 10 dakika içinde ortaya çıkmaktadır.
Panik atak üç türde olabilir: beklenmedik, duruma bağlı (her zaman belli bir ortamda: köpek görünce, sosyal bir ortam gibi…) veya durumsal eğilimli ( belli ortamlarda ama her zaman olmaz).

Panik Bozukluk ise yineleyen beklenmedik panik ataklarla giden bir hastalıktır. Kişi yeni ataklar olacağı yada bu ataklar sonucunda ‘kalp krizi geçirip ölme’, ‘kontrolünü yitirip çıldırma’ ya da ‘felç geçirme’ gibi ciddi sorunlar yaşanacağına dair yoğun ve sürekli endişe hali yaşar. Atağın gelmemesi için hasta kendine göre önlem almak adına yaşamını kısıtlayacak davranışlar geliştirir: Hangi ortamda atak olduysa o ortama girmemek, işe gitmemek, yalnız kalmamaya çabalamak, spordan kaçınmak, yanında şikayetleri azaltabilecek ilaçlarla dolaşmak gibi…

Hastalık  ortalama 25 yaş civarında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre  2-3 kat fazla görülür.

Oluşumundaki temel biyolojik mekanizma, beyin sinir hücrelerinde salgılanan serotonin, noradrenalin, GABA gibi maddelerin seviyelerinde ve salınımındaki düzensizlikler olarak görülmektedir. Genetik faktörlerin de önemli bir rol oynadığını bilinmekle birlikte, genetik geçişin doğası tam olarak çözülememiştir.

Hastalığın kognitif açıklaması ise panik atakların ise, sıradan ve zararsız nitelikteki duyumların gereğinden daha riskli ve tehlikeli olarak yorumlanmasından kaynaklandığını savunur. Herhangi bir bedensel duyum (ör: nefes darlığı) kişiye ‘bana ne oluyor?’ sorusunu sordurur. Bedensel duyumların yanlış şekilde tehlikeli bir nitelikte yorumlanması ile korku, endişe duygusu tetiklenir ve bedensel belirtilerin (hiperventilasyon, nefes açlığı, kalp atışında hızlanma, ağız kuruması…) şiddeti ve yoğunluğu artar. Panik atak bir kısır döngü şeklinde devam eder.

Panik bozukluğu tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. İlaç tedavisi ve psikoterapinin beraber kullanılması ile tedavide oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.

Panik bozukluğu tedavisinde etkin 2 temel ilaç grubu antidepresanlar ve anksiyolitiklerdir. Tedavi en az 6-8 ay, hatta bazı bireylerde daha uzun ilaç kullanımını gerektirir.

Bilişsel davranışçı terapinin, panik atak tedavisinde etkinliği kapsamlıdır. Bu etkililik pek çok araştırmada desteklenmiştir. Psikoterapide dikkat odağının bedenden çevreye yönlendirilmesi, zihinsel düzeyde yanlış tehlike inançları üzerinde çalışılarak yeniden yapılandırma sağlanır. Kişinin kendisini kısıtlayan kaçınma ve güvenlik davranışlarını değiştirmesine destek olunur.